top of page

Şanssızlık mı, Yoksa Kaçış mı?

Yazarın fotoğrafı: Tuba Atalay Kocabıyık
Tuba Atalay Kocabıyık
2 gün önce
2 dakikada okunur

Geçtiğimiz günlerde bir arkadaşımla sohbet ederken bana şöyle bir soru sordu:

“Ben hep söylüyordum, sen de bana hep kızıyordun. Artık sen de benim şanssız olduğuma inanıyorsun, değil mi?”

Hayatında uzunca bir süredir bazı şeyler yolunda gitmiyordu. Çalıştığı işyerlerinde benzer sorunlarla karşılaşıyor, özel hayatında dengeli ilişkiler yürütmekte zorlanıyordu. Yaşadığı mutsuzluk zamanla öyle bir boyuta ulaşmıştı ki çevresindeki insanlarla kurduğu iletişime de yansımaya başlamıştı.

Sanırım benden, “Hakikaten ne kadar şanssızsın!” dememi bekliyordu.

Oysa cevabım pek de hoşuna gitmedi:

“Belki de artık iğneyi biraz kendine batırmanın zamanı gelmiştir. Acaba gerçekten sadece şanssız mısın, yoksa bu tekrarların içinde senin de görmediğin bir payın olabilir mi?”

Yaşamımız boyunca hayatımızdaki insanlar değişir. İşyerleri, yöneticiler, ilişkiler değişir. Ama nedense bazen hikâye değişmez.

İşte tam da o noktada insanın kendine sorması gereken başka bir soru vardır:

Bütün bu hikâyelerde değişmeyen tek kişi kim?

Bu soruyu sormak her zaman kolay değildir. Çünkü cevabı dışarıda aramak yerine kendi seçimlerimize, davranışlarımıza ve tepkilerimize bakmamızı gerektirir.

Bazen şanssızlık dediğimiz şey, bu yüzleşmeden kaçınmak için sığındığımız bir açıklamaya dönüşebilir.

Peki insan, kendisine iyi gelmediğini bildiği durumları neden tekrar tekrar yaşayabilir?

Bazen tanıdık olanı güvenli bulduğu için. İçinde bulunduğu durumdan memnun olmasa bile yeni bir yolun belirsizliği onu korkutabilir.

Bazen alıştığı ilişki biçimlerini farkında olmadan yeniden kurduğu için. Kişiler değişse de verdiği tepkiler, koyamadığı sınırlar veya yaptığı seçimler benzer kalabilir.

Bazen de geçmişte yaşadığı bir kırgınlığı bu kez farklı bir sonla tamamlamayı umduğu için.

Elbette bütün bunların tek bir açıklaması yoktur. Ancak tekrar eden olaylara yalnızca dış koşullar üzerinden bakmak, kendi etki alanımızı görmemizi zorlaştırabilir.

“Ben çok şanssızım” demek bazen daha kolay gelir.

Çünkü sorunun kaynağını tamamen dışarıda gördüğümüzde kendi davranışlarımızı sorgulamak zorunda kalmayız.

Çünkü kendimizle yüzleşmek, alıştığımız bazı düşünceleri yeniden değerlendirmeyi gerektirir.

Çünkü iğneyi kendimize batırmak biraz acıtabilir.

Ancak burada önemli bir ayrım var: Sorumluluk almak, yaşadığımız her olumsuzluğun suçunu kendimizde aramak değildir.

Hayatımızda kontrol edemediğimiz insanlar, koşullar ve olaylar vardır. Başkalarının yanlış davranışlarından da biz sorumlu değiliz. Fakat yaşadıklarımız karşısında nasıl bir tutum sergilediğimize, hangi seçimleri tekrar ettiğimize ve bundan sonra neyi farklı yapabileceğimize bakabiliriz.

Peki, hiç düşündünüz mü? Hayatımızda tekrar eden olumsuzlukların içinde bizim payımız ne olabilir?

Belki de bu sorunun cevabını bulmak için yaşadığımız örüntülere biraz daha yakından bakmalı ve kendimize şu soruları sormalıyız:

  • Buna benzer bir durumu daha önce yaşadım mı?

  • Farklı kişilerle veya farklı ortamlarda neden benzer sonuçlarla karşılaşıyorum?

  • Bu süreçte benim tekrar eden seçimlerim, davranışlarım ya da tepkilerim neler?

  • Geçmişe dönüp baktığımda farklı yapabileceğim bir şey var mı?

  • Bir sonraki sefer neyi değiştirebilirim?

Bu sorulara vereceğimiz cevaplar her zaman hoşumuza gitmeyebilir. Ama bazen bir döngüden çıkmanın ilk adımı, o döngünün içindeki kendi yerimizi görebilmektir.

Çünkü değişim yalnızca başımıza gelenleri fark etmekle değil, değiştirebileceğimiz şeylerin sorumluluğunu almakla başlar.

İşte bu yüzden…

“Belki de şans dediğimiz şeyin bir kısmı, henüz fark etmediğimiz seçimlerimizin tekrarıdır.”

Tuba Atalay Kocabıyık İşimiz İnsan 🌿

Yorumlar


Mail listemize katılın

Abone olduğunuz için teşekkür ederiz!

©2026 Tuba Atalay Kocabıyık · İşimiz İnsan

  • LinkedIn
bottom of page