Kariyer Planı mı?Hayat Planı mı?


Çocukken bize sık sık sorarlar:
“Büyüyünce ne olacaksın?”
Çocuk aklımızla da çoğu zaman özendiğimiz, gözümüzde adeta devleşmiş kişilerin mesleklerini seçeriz. Bazen bu kişi öğretmenimizdir, bazen hastanede gördüğümüz bir doktor. Ya da sirenleri açık bir şekilde hızla geçen polis arabasında gördüğümüz bir polis...
Biraz daha büyüdüğümüzde sorunun şekli değişir ama aslında bizden beklenen cevap pek değişmez.
“Hangi bölümü okuyacaksın?”
“Bu bölümü okuyunca ne iş yapacaksın?”
“Nerede çalışmak istiyorsun?”
Sonra iş hayatına gireriz.
Bu dünya artık hayal dünyası değil, gerçeklerin dünyasıdır. Bu dünyaya ayak uydurmak için bu kez hedeflerimiz olur:
Daha iyi bir pozisyon, daha yüksek bir maaş, bir sonraki terfi, daha büyük bir şirket, daha güçlü bir unvan...
Ve kariyer planımız devreye girer.
Peki bütün bunları planlarken kendimize şu soruları soruyor muyuz?
Nasıl bir hayat yaşamak istiyorum?
İşimle hayatım nasıl dengede kalabilir?
Kariyer planımla hayat planım birbiriyle bağlantılı mı, yoksa birbirinden bağımsız mı?
Şöyle bir düşünmenizi isterim:
Çok başarılı olduğunuz, herkesin takdirini kazandığınız ama her sabah mutsuz uyandığınız ve işe giderken ayaklarınızı sürüdüğünüz bir işiniz var.
Bu sizin için gerçekten başarı mıdır?
Ya da çok iyi paralar kazandığınız ama sevdiklerinize, kendinize, okumaya, gezmeye, eğlenmeye; kısacası yaşamaya zaman bulamadığınız bir işiniz ve hayatınız var.
Peki bu iş yüzünden yaşamak zorunda olduğunuz hayat, gerçekten istediğiniz hayat mıdır?
Aslında bu soruların tek bir doğru cevabı yok.
Çünkü başarı, her insan için farklı bir anlam taşır.
Bir insan için başarı, büyük bir şirketin yönetim katına çıkmakken bir başkası için sevdiği işi daha az kazanarak yapmaktır. Bir diğeri için kendi işini kurmak, başka biri içinse saat beşte bilgisayarını kapatıp çocuğuyla geçireceği akşamdan vazgeçmemektir.
İşte bence asıl mesele de burada başlıyor.
Başarı tanımı ödünç alınabilecek bir şey değildir.
Her bireyin kendine özgü, kendi hayatına uygun bir başarı tanımı olmalıdır.
Ancak gelin görün ki kendi başarı tanımımızı özgürce yapabilmek bile her zaman o kadar kolay değildir. Çünkü daha çocuk yaşlarda birileri bizim yerimize başarıyı tanımlamaya başlar.
“Büyüyünce ne olacaksın?” sorusuyla başlayan süreç;
“Doktor ol, bize de bakarsın.”
“Öğretmen ol bence, kız kısmı için en güzel meslek.”
gibi yorumlarla devam eder ve daha biz kendi cevabımızı bulamadan, zihnimize başkalarının başarı tanımlarının tohumları ekilir.
Özellikle kariyerinin başındaki gençlerle konuşurken bunu çok düşünüyorum.
Daha yolun başındayken onlardan gelecekte ne olacaklarını bilmelerini bekliyoruz.
Oysa öncelikle kim olduklarını, nelerden beslendiklerini, nasıl bir ortamda çalışmak istediklerini ve nasıl bir hayatın içinde kendilerini iyi hissedeceklerini keşfetmeleri gerekiyor.
Bu yüzden kariyer planlamasına yalnızca “Hangi pozisyona ulaşmak istiyorum?” sorusuyla değil;
“Nasıl bir insan olmak istiyorum?”
“Hayatımda nelere yer açmak istiyorum?”
“Nelerden vazgeçmek istemiyorum?”
“Benim için başarı ne demek?”
sorularını kendimize yönelterek başlamalıyız.
Elbette kariyer hayatımızın çok önemli bir parçası.
Ama hayatımız, kariyerimizden ibaret değil.
Yıllar sonra geriye dönüp baktığımızda yalnızca kaç kez terfi ettiğimizi, ne kadar kazandığımızı ya da kartvizitimizde hangi unvanların yazdığını hatırlamayacağız.
O yılları nasıl yaşadığımızı da hatırlayacağız.
Yılların ne kadar çabuk geçtiğini düşüneceğiz.
Yapamadıklarımız için üzülecek, yaptıklarımız için sevineceğiz.
O nedenle belki de önümüzdeki beş yıl için yeni bir kariyer planı hazırlamadan önce kendimize başka bir soru sormamız gerekiyor:
Beş yıl sonra kartvizitinizde hangi unvanın yazmasını istediğinizi biliyor olabilirsiniz.
Peki o kartviziti cebinize koyup eve döndüğünüzde, nasıl bir hayatınız olsun istiyorsunuz?
Belki gerçek kariyer planı, tam da bu sorunun cevabıyla başlıyordur.
Tuba Atalay Kocabıyık
İşimiz İnsan 🌿




Yorumlar